Benim can dostlarım, aramızda kimisi bir yaş daha büyüdü, kimimiz bir yıl daha yaşlandı değil mi? Hep böyle düşene geldik yıllardan beri. Kimimiz büyümenin sevincini kimimiz yaşlanmanın hüznünü duyar her yılbaşlarında.
Birde yaşının kırkını geçmesine rağmen yılbaşlarında sevinenler hatta bu sevincini çılgınca işret âlemleriyle kutlayanlar var. İşte ben onlara pek akıl erdiremiyorum.
Her çocuk büyümeyi ister. Büyük olmayı ister. Büyükleriyle beraber olmayı onlar gibi boylanmayı, yönetmeyi, kendi kendine özgür olmayı ister. Ne zamana kadar? Hayatın yükü üzerine binene kadar. Hayatın ağırlıklarını omuzlarında hissetmeye başladığı anda artık bir yaş daha büyümenin yaşlanmak, ihtiyarlamak olduğunu düşünmeye başlar. Her geçen yılın ömürden bir kaya daha kopardığının farkına varır.
Ben köylü çocuğuyum, yaş günlerinin kutlandığını şehre okumaya geldiğim yıllarda öğrenmiştim. Kutladın mı hiçte kutlayamadım. Kutlayamadım diyorum keşke kutlayabilseydim. Yaş günlerinin kendi geleneklerimize ve inançlarımıza göre kutlamayı öğrendiğim ve idrak ettiğim zamanda artık yaş günlerimi kutlama olarak değil de bunca yılı değerlendirebilip değerlendiremediğimi düşünmeye başladım.
Çocuklarımın ve torunlarımın yaş günlerinde hediye almayı unutmamaya çalışırım. Öğrencilerimin bana öğretmenim doğum günlerimizi kutlamamızın dinimizce bir sakıncası var mı diye sorduklarında da; ben sosyal bilgiler öğretmeniyim ama kanaatimce kendi gelenek ve inançlarımız doğrultusunda kutlamamızın bir sakıncası olmasa gerek derdim. Eğer yasak olsaydı Peygamberimiz Hz. Muhammedin doğum gününü mevlit kandili olarak kutlamazdık diye de eklerdim.
İşte buradan yola çıkarak yılbaşlarının kutlanması konusu da başka milletten ve dinden olanların yaptığı gibi çılgınca içerek değil de bir yılı nasıl değerlendirebildik değerlendirmesini yapıp sağ olursak gelecek yılı nasıl kazançlı hale getirebiliriz, planlar yaparak kutlanabilir. Bu aile toplanmasında da tabi ki her zaman olduğu gibi ikramlarda bulunabiliriz. Yoksa İsa peygamberin doğum gününü kutlamak olmamalı.
Zaten İsa(A.S) ‘ın doğum günü batı İsevileri tarafından 24 Aralığı 25 Aralığa bağlayan gece, doğu İsevileri tarafından da 06 Ocak günüdür. Şunu da ekleyeyim bizim dinimize göre imanın şartlarından biri de Allahın peygamberlerine iman değil mi?
Her neyse dostlar ben işin o yönüne çok zaman ayırmak istemiyorum. Mesele biz bu takvimi kullanıyor muyuz? Evet kullanıyoruz. Yaşımız bu takvime göre mi hesaplanıyor? Evet, bu takvime göre hesaplanıyor. Öyleyse bu takvime göre büyüyoruz veya yaşlanıyoruz.
Doğum günlerimizi, çocuklarımızın ve torunlarımızın da doğum günlerini bu takvime göre mi kutluyoruz? Evet, bu takvime göre. Öyleyse üç yüz altmış beş günün bitimini ona buna kızarak geçirmektense hesabını yaparak ve bu yılda olan güzel anılardan anlatarak, yaptığımız hataları hatırlayarak bir hesap çıkarmalıyız. Çocuklarımıza da önümüzde ki yılda daha başarılı olmasını, daha az hatalar yapmasını, daha kazançlı nasıl olunur anlatılmalı ve kazasız belasız geçen bir yılın ardından tüm insanlık için devletimiz için birbirimiz için dua etmeliyiz.
Her zaman sizlere söylediğim gibi dostlar kendi penceremden bakarım. “Yani ozan gözüyle ozan sözüyle.” Ben bir yaş daha büyüyenlerden değil bir yaş daha yaşlananlardanım. Dönüp ardıma baktığım zaman arkamda arpa boyu yol yok. Geçen yıla göre daha kazançlı değilim ne maddi ne de manevi. Belki günahlarım daha da arttı. Yani,
Ne zararda ne kârdayım
Kararsız bir karardayım
Bir yanım da yaz mevsimi
Bir yanda tipi kardayım.
Ama devletimizin geçen yıla göre daha da kazançlı olduğunu, daha da büyüdüğünü görmemek mümkün değil. İnşallah gelecek yılda daha da büyür, kazançlı olur, huzursuzluktan ve huzuru bozanlardan arınır, birlik ve beraberliğimiz kuvvetlenir, temennimiz bu.
Her zaman olduğu gibi dostlar, ben uzun uzun yazmayı beceremem. Belki duygularımı bir parça şiire dökmeye müsaade ederse yaratan, yani o söyletirse söyleriz.
Nice kazançlı ve güzel yıllara can dostlarım kusurumuz varsa af ola.
B I R A K I R
Giden yıllar gelen yıla
Sararmış resim bırakır
İnsanlığa hizmet eden
Ölmez bir isim bırakır
İnsanlara kin güdenler
Cana yüktür bu bedenler
Mazlumlara zulmedenler
Ardında hasım bırakır
Hoş görüyle gülen insan
Gönülleri alan insan
Sevmesini bilen insan
Yaren, dost, hısım bırakır
Geceleri yıldız yağar
Gündüzler geceyi boğar
Yeni yıl eskiden doğar
Ekimde kasım bırakır
ATAROĞLU dert yasında
İtiraz yok yasasında
Göçer gider arkasında
Yine bir kısım bırakır
Mehmet ATAR (Âşık Ataroğlu)
ataroglumehmet@hotmail.com