Kullanıcı Adı : Değerli gonulvadisi.net müdavimi. Sitemizde Şiir, Hikaye ve Deneme eklemek ve eklenen içeriklere yorum yapmak için ÜYE olmanız gerekmektedir.
Şifre :
 
Üye Ol   Şifre Gönder

2865 Şiir, 57 Hikaye, 58 Deneme, 5 Blog bulunmakta.
TÜRKİYE BÜYÜK BİR SANATÇIYI ALKIŞLIYOR: SELMANUR M . AKTAŞ { 290 }
Hasan Beşer
02.08.2010 15:27:08 tarihinde eklendi ... Kez Okundu

 

TÜRKİYE BÜYÜK BİR SANATÇIYI ALKIŞLIYOR:
SELMANUR M . AKTAŞ
            Yıl 2001.
            Haziran ayının son günleri…
            Büyük kızım Vahide, Fatih Eğitim Fakültesi’nden mezun oluyor…
            O da Biyoloji öğretmeni olarak öğrencilerinin karşısına çıkacağı günü özlemle bekleyecek!
            Fen Bilimleri dal öğretmenlerinin kaderi bu!
            Bazı yıl hiç atama yapılmıyor veya üç beş kişi atanıyor…
            Mezuniyet töreni için eşimle Fatih Eğitim Fakültesi’ne gittik.
            Önce çocukluk arkadaşım, Dekan Yardımcısı (şimdi Dekan) Prof. Dr. Alipaşa AYAS’ı odasında ziyaret ettik.
            Kızımızın mezuniyetinden dolayı kendisine teşekkürlerimizi sunduk, memnuniyetimizi ifade ettik.
            O da bizi kutladı…
            Misafir yoğunluğundan Alipaşa Beyi fazlaca meşgul etmeden izin isteyerek ayrıldık.
            Bahçede kızımın arkadaşlarının anne babalarıyla tanıştık; ayaküstü sohbet ettik.
            Sonra mezuniyet törenin yapılacağı salona geçtik.
            Salon tabiri caizse “iğne atsan yere düşmeyecek” derece dolmuş.
            Tanıyan iki genç eşimle bana yer verdi; teşekkür edip oturduk…
            Tören başladı.
            Önce tören akışının gereği yerine getirildi, sonra konuşmalara geçildi.
            Protokol konuşmalarından önce, dönem birincisi konuşmasını yapmak üzere kürsüye çağrıldı.
            Dönem birincisi sadece Güzel Sanatlar Bölümü birincisi olmamış, Fatih Eğitim Fakültesi'ne bağlı tüm bölümlerin birincilerini de aşarak Fatih Eğitim Fakültesi birincisi olmuştu.
            Bu bilgi verildikten sonra isim duyuruldu: Selmanur Menşure AKTAŞ…
            Selmanur Hanım, zarafetin zirvesinde bir kuğu gibi süzülerek kürsüye geldi.
            İşte o anda kızım dönem birincisi olmuş gibi sevindim…
            Çünkü Selmanur, köyden komşumuzdu.
            Babasıyla, amcalarıyla sıkı bir dostluğumuz, arkadaşlığımız vardı.
            Bizden beş altı yaş büyük olan amcası Muzaffer Bey, köyümüzün ilk üniversite okuyan kişilerinden biri olarak ilk gençlik yıllarımızın örnek şahsiyetlerinden biriydi.
            Babası ve amcası Halil Bey, tevazunun zirvesinde ağabeylerimizdi.
            Selmanur’un ağabeyi Cengiz, çok sevdiğim bir arkadaşımdı…
            Selmanur konuşmasını yaparken gözlerim salonda ailesini aradı.
            Epeyce kalabalık bir şekilde aile oradaydı.
            Gazetecilik mezunu olan Cengiz, elindeki kamerayla çekim yapıyordu.
            Konuşma bitince bütün salon KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi dönem birincisini alkışlıyordu…
            Alkışlar dakikalarca devam etti…
            Selmanur, misafirleri selamlayıp yüzünde mutluluklar, gözleri ışıl ışıl kürsüden ayrıldı.
            Onunla bir komşusu olarak, bir ağabeyi olarak bir kez daha gurur duydum…
            Tören bitiminde bahçede Cengiz’le karşılaştık.
            Kendilerini tebrik ettim.
            Böyle üstün bir zekânın, sanat dehasının öğretmen olarak okullarda kaybolup gitmesini bir eğitimci olarak istemiyordum.
            Bana göre Selmanur Hanım, akademisyen olarak yoluna devam etmeli, sanat gücünü bilgi ve birikimle harmanlayarak yeni sanatçılar yetiştirmeliydi.
            Cengiz’e Selmanur’un bundan sonrasıyla ilgili hedeflerini sordum.
            Aldığım cevap kafamda oluşturduğum şablona uymuyordu. Bu benim için bir hayal kırıklığı idi!
            Selmanur, “devlet memuru” olmak istemiyordu!
            Ne öğretmenlik vardı onun hedefleri arasında ne de akademisyenlik!
            O sanatçı olarak kalmak istiyordu!
            Atölyesine kapanacak, içindeki sanat aşkını tuvale yansıtarak, yeni eserlerde yeni hayallere yelken açacaktı.
            Belki de böylece sanat dünyası yepyeni sanat şaheserleriyle tanışacaktı!
            Bana pek anlamlı gelmese de Cengiz’in ifadesiyle Selmanur’un tercihi böyleydi!
            O bir sanatçıydı ve sanatçı olarak kalmak istiyordu…
            Selmanur, kolayı tercih etmemiş zor olanı seçmişti.
            Ülkemizde maalesef sanatın ve sanatçının kıymeti bilinmiyor!
            Sanata ve sanatçıya hak ettiği değer verilmiyor!
            Ama nasıl güneş balçıkla sıvanmazsa bir sanat dehası da kendini uzun süre saklayamaz!
            Bir gün o deha, herkese parmak ısırtacak eserler ortaya koyar ve adını ölümsüzler listesine altın harflerle yazdırır.
            Selmanur, boş durmadı. Atölyesine kapanıp günlerce, aylarca, yıllarca çalıştı.
            Kardeşini amansız bir hastalıktan genç yaşta kaybetmesi onun inzivaya çekilmesine neden oldu.
            Çile, insanı olgunlaştırır.
            Nitekim Hz. Mevlana, çileli günlerden sonra “Hamdım, piştim, yandım elhamdülillah!” diyor, böylece sultanlığını ilan ediyordu…
            Aradan yaklaşık on yıl geçti.
            Selmanur, bir sanatçı olarak kendini tüm Türkiye’ye kabul ettirmeyi başardı.
            Değişik illerde açılan sergiler, sanat eleştirmenlerinden alınan haklı övgüler onun sanat alanında parlayan bir yıldız olduğunun göstergeleriydi…
            Artık onun tabloları koleksiyoncuların tercihleri arasında.
            Hangi evin duvarını onun tabloları süslüyorsa, inanın o hane mütevazı de olsa artık zengindir!
            Günün birinde benim evimi de bir Selmanur M. AKTAŞ çalışması süslerse gelecekte çocuklarım, torunlarım eşsiz bir mirasa sahip olacaklardır…
            Yıllar önce KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi’nin salonunda dönem birincisini alkışlayanlar, aynı zamanda büyük bir sanatçıyı da selamlıyorlardı.
            Ancak hiç birimiz bunu bilmiyorduk!
            Bu büyük sanatçının emeği önünde saygıyla eğiliyor, onu gönülden selamlıyorum…
            Başarılar Selmanur Hanım…

                                      
Hasan BEŞER

  BU MAKALEYİ SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNDE PAYLAŞ



  BU MAKALEYE SİZDE YORUMDA BULUNUN

Bu YAZI'ya yorum yapabilmek için Üye olmalısınız ...!

  BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR

Arif Odabaş
Şiirden Gönüle Giden Yol
AsLi M KaRa
Parmaklarin Sessiz Cigliklari
Fatma AYDIN YENİ
Kırık kalem...
Hasan Beşer
GÖNÜL PENCERESİ
Mehmet Atar
Ozan Gözüyle Ozan Sözüyle
NİHAT İLİKCİOĞLU
DUYGULARIN ADRESİ
Sevim Aydin
Kalemim Kanayinca
Yasemin ÜNLÜ
Söz Yaşları

|Halil Aktas |"Bir Sevgi istiyorum"|

orhan özakyüz
kral-matador
_NehircaN_
a_bektas
orhan özakyüz
ZiFiN
musti_show
hanifta
Hasretim
kenan
KARDELEN - 816
Çanakkale Zaferi - 615
Blog Nedir? - 614
Mevlid Kandili Duası - 599
CANLI TV - 577


ANA SAYFA KİTAP DUNYASI ÖLÜMSÜZLER HABERLER DENEMELER HİKAYELER ŞİİRLER İLETİŞİM

(c) gonulvadisi.net, 2009. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece gonulvadisi.net'e aittir. Sitemizde yer alan şiir, hikaye, deneme, blog, makale, video vb tüm kaynakların telif hakları şair-yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Web Tasarım & Yazılım | DEFAULTWEB