OZAN GÖZÜYLE
OZAN SÖZÜYLE
Âşık Ataroğlu (Mehmet Atar)
“Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde, ne Çinde ne Maçinde.
Kimisi aç kimi tokmuş. Fakirin malı yok, zenginin malı çokmuş. Herkesin hayal kurduğu on ikiden vurduğu, hal ve hatır sorduğu bir ülke varmış.
Develer tellal iken pireler hamal iken, sivrisinekler postacı, Köstebekler pastacıyken, ceylanlar kaçarken, fareler uçarken yola düştüm ben erken.
Arılar balcı, baykuşlar falcıyken, ben dedemin beşiğini tıngır, mıngır sallar iken baban doğdu dediler.
Mermisiz tüfeği aldım, olmadık ormana daldım. Bitmedik ağacın dibinde, doğmadık tavşan yavrusunu avladım.
Sekizimiz çakmak çaktı, dokuzumuz ateş yaktı. Ölü tavşan kafasını kaldırdı bize baktı.”
Dostlar, burası neresi diye sormuyorsunuz? Yoksa leb demeden leblebiyi anlayıverdiniz mi? Vallahi anladınız. Hem de bal gibi de anladınız.
Ne güzel bir ülkemiz varmışta değerini bilmiyormuşuz yahu. Vallahi masal gibi. İçi masal dışı masal nerden alırsan al. Çocuklarınıza hangi masalı anlatsak acaba, hangi masal kitaplarını alsak diye düşünüp dert etmeyin. Hint masallarını mı alsak okusak, anlatsak yoksa binbir gece masalları olan İran masallarını mı diye telaş etmeyin artık.
Bizim ülkemizin her yanı masal, her işi masal, gidişi masal, gelişi masal. Masallar üzerine kurmuşuz ülkeyi sanki.
Tarihimizdeki kahramanlık olaylarını, Çanakkale’deki olağan üstü halleri masal görenler yok mu ülkemizde.
Her kafamızın almadığına masal diye diye tam bir masallar ülkesi oluverdik vesselam.
Allah aşkına bir bakın dostlar, ülkemizde neler olmuyor ki masal olmasın. Biri tutukluyor biri salıyor. Birisi idamını istiyor birileri suçsuz görüp idamını isteyenlere ceza veriyor. Hani masallarda tam ölecekken diriliverir ya tam suya atılacakken bir kuş gelir kapar kurtarır ya onun gibi işte.
Daha çok masal var ülkemizde anlatacak, okuyacak. Her şehidimizin cenaze törenlerinde “Kanları yerde kalmayacak” masallarına ne dersiniz.
Bu gün bir başka masal da cepheden bir uzman masalı “efendim insansız casus uçaklar teröristlerin geldiğini bildirdi, bende yukarı bildirdim bunları şimdi vurmayacağızda ne zaman vuracağız dedim. Ama vurma emri geri çevrildi. Bende kafamı duvara vurdum” Al sana bir masal daha.
Eskiden Ergenekon destanı okurduk şimdi Ergenekon masalı okumaya başladık.
Hemen itiraz etmeyin bu Ergenekon masalı değil bu hakikat. Öyle olsun canım ama neden adamlar tutuklanıp da suçsuz görülüp salınıveriyorlar. Hatta tazminat cezası bile alıyorlar.
O zaman bu bir yılan masalı diyelim.
Valla ben orasını burasını, ilerisini gerisini pek bilmem. Karıştırmakta istemiyorum ama her köyün, her ilin ilçenin, her dağın, vadinin, dereni, ırmağın bir masalı olduğu gibi artık ülkemizde her partinin, her kurumun hatta şahısların kendilerine has masalları var. Biz anayasamızı bile masallaştıran masal insanlarıyız artık. Bakalım anayasanın masal kahramanları ne gibi masalla meclisten geçen anayasa taslağını inceleyip değerlendirecekler.
Hatta hakikatle masalı karıştırır olduk. Hadi biz yandık eller yanmasın. Bu ülkenin yeni doğan bebeklerine acıyorum. Onları bari gerçeklerin anlatıldığı ve yaşandığı bir ülkede yaşatmaya gayret edelim.
Bu iş o kadar zor değil. Mızrak çuvala sığmadı deyin. Güneş balçıkla sıvanmaz deyin. Kıral çıplak deyin.
Kaldırın aradan şu nifak perdelerini. Bir olun, iktidar olsanız da beraber muhalefet olsanız da beraber olun. Bu Şanlı milletin, bu cennet vatanın bahtını karartmayın. Düşmanları güldürmeyin. Kol kırılır yen içinde kalır.
“Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.
Azametli, bahtsız bir kıta’nın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır.”
Hakikatler ülkesinde buluşmak üzere hoşça kalın dostlar.
H E M Ş E R İ M
Bu yalancı dünyanın işi bitmez hemşerim
Yalancının yalanı fazla gitmez hemşerim
Dilin kemiği yoktur onu söyler bunu der
Ateş yanmayan yerde duman tütmez hemşerim
Ömür boşa harcanmaz nefis vurulsa geme
Konuşmana dikkat et kaba sözleri deme
Eğer sen uymuyorsan başkasından isteme
Yaşanmayan nasihat tesir etmez hemşerim
Gönül çılgın sel gibi barajlar set edemez
Dünyayı fet eylerde bir gönül fet edemez
Gülmesini bilemeyen gönlü gülümsetemez
Gül açmayan bahçede bülbül ötmez hemşerim
İş tutmak zor gelir mi emreden buyurana
Açlıktan söz edilmez karnını doyurana
Çalışmadan bulana har vurup savurana
Karunun hazinesi olsa yetmez hemşerim
Cahil yol gösteremez bir akıl danışana
Zalim zulüm öğretir kendine yanaşana
Ortada bir eser yok konuşan konuşana
Çalışanlar iş yapar laf üretmez hemşerim
ATAROĞLUM çileyi çeken biri var ise
Gönüllere fidanı diken biri var ise
Her gününe bir tohum eken biri var ise
Ömür sermayesini boş tüketmez hemşerim