Kullanıcı Adı : Değerli gonulvadisi.net müdavimi. Sitemizde Şiir, Hikaye ve Deneme eklemek ve eklenen içeriklere yorum yapmak için ÜYE olmanız gerekmektedir.
Şifre :
 
Üye Ol   Şifre Gönder

2865 Şiir, 57 Hikaye, 58 Deneme, 5 Blog bulunmakta.
Son beyaz... { 473 }
Fatma AYDIN YENİ
26.03.2010 09:37:12 tarihinde eklendi ... Kez Okundu

 

 

Son beyaz...

Çok değil, daha dün gibi hatırımda çocukluğum. Kimi ürkek, kimi hırçın, kimi zaman da çekingen... Sen ise; birkaç miladi yaş büyüğüm, bana ve diğer küçüklere örnek. Hep güler yüzlü, hep zarif ve her dem içten…

Yıllar geçti,  kısa bir an misali. Geçmişe ait defterim kabarırken, gelecek defterimdeki sayfalar azaldı gün be gün, büyüdüm hesapta. Derken yüzlerce kilometre uzak bir şehre yol aldık ailecek. Aklımda geride bırakılmış köyüm, yaylam, okulum, daha ötesi kanımla, canımla bağlı olduklarım, biri de sen…
Hanemizde telefon yok o vakitler, gurbetteyiz ya hani, sıladan mektup geldiği gün, bayramımız olur, içimiz içimize sığmazdı. Oturuverirdik hemen yanına annemizin, önce onunkini dinler, ardından da sırayla kendi namımıza olan mektubu heyecan, hasret ve sevinçle dillendirir, kâğıda döktürülmüş manileri tekrar tekrar okur, gözlerimizi kapatıp memleketi gezerdik bir baştan bir başa hayalen…
Hele yaz tatillerini iple çeker, bir gün evvel yola çıkmak için sabırsızlanır, güz geldiğinde dönüş biletlerimizin olabildiğince geç kesilmesi için ne dualar ederdim ben…
Üniversiteye adım atacağımı öğrendiğim ilk anlar, kazanmış olmanın neşesiyle karışık nerede, nasıl barınacağımın sevincime gölge düşüren düşüncesindeyim. Telefonda bir güzel ses beni tebrik ediyor ve “Bir kızım Elazığ’a üniversite okumaya gidiyor, biri de buraya geliyor, o da sensin…” diyor.  Yıllarca özlemini büyüttüklerimle aynı meskende olabilecektim, ne kadar da nasipliyim, keyfime diyecek yok, daha âlâsı da yok benden…
Öteberimi alıp yerleşiyorum evinizde ve yüreğinizde bana açtığınız yere. Evinizi evim belliyorum, kalbinizi kalbim… Dolabının ve yatağının sol tarafını bana ayırıyorsun, yabancısı olduğum şehrimin rehberi oluyorsun, ablam, arkadaşım oluyorsun, anlamakta ve içinden çıkmakta zorlandığım konularda sığınağım, dert ortağım, akl-ı selimiyle yol gösterenim… Geceler boyu, hatta fecir vakitlerini aralayan, lafın lafı açtığı, uykularımızın gelmeyecekmiş gibi uzaklara kaçtığı gece muhabbetlerimiz ise dimağımda sana dair doyumsuz tatlar bırakan anlardan…
Okulda bilgisayar dersimiz var, şeklini şemalini bildiğim ama hiç dokunmadığım o cihaz beni nasıl da tedirgin ediyor, tuşların işlev ve yerlerini yarı uygulamalı belleyebilmem için işyerinde atıl olan bir klavyeyi bana getiriyorsun. Bilgisayar sahibi olmuş kadar seviniyorum hakikaten…
Ve benzeri nice örnek sayabilirim bir solukta, senin sadece benim için yaptığın fedakârlıklardan…
Akşamları işten eve dönüşünü dört gözle bekliyorum, gelişinle eve başka bir neşe, ayrı bir güzellik geliyor, gamzeli yanaklarına düşen tebessümün içimizi ısıtıyor, hep sen anlat ben dinleyeyim diyorum. Kendine has duruşun, edan ve tarzınla tıpkı kendinsin, her halin sana özgü, öylesi güzel ve özenilen…
Herkese karşı narin, her müşkülü olana el uzatan, elinin yetişemediğine yol-iz gösteren, ağzından hayır kelimesi pek nadir çıkan, nerde nasıl davranılması gerektiğini gayet iyi bilen ve aynen uygulayan,  on parmağında değil on marifet, onlarcasını barındıran, “boş zaman yoktur, boşa geçirilen zaman vardır” sözüne mukabil enva-i çeşit konuda kendini yetiştiren, kalp ve ruhtan anlayan nadir insanlardan…
Vazifesini yapıyor zaman, kum saatimizdeki kum taneleri dur-durak bilmeden akıyor parmaklarımızın arasından. Şehrime yerleşiyor, iki kişilik bir yuva kuruyorum. Çoluk çocuğa mı karışıyorum, yoksa çoluk çocuk mu bana karışıyor anlamıyorum. Dünyanın hengâmesinden, çok sık ve uzun soluklu görüşemiyor, şöyle ağız tadıyla dertleşemiyoruz ama olsun, gönüllerimiz bir ya diyor, şikâyet etmiyoruz, buna da şükür demek varken…
Kış ortasında, bir günün tam ortasında bir haber… Saçlarının dalgasında kaybolan inci taneleri gibi karışıyorsun beyazlara… Son beyazını giyinen tene ilk kez dokunuyorum, üşümüşsün, tenin hâlâ elimde… Bir kar tanesi olup,  akıverdin gözlerimizden yüreklerimize… Önce onlarca, yüzlerce yüreğe yazdın güzel adını, sonra o çok sevdiğin dağlara… Senin gibi özel birisinin, bu fani âlemden gidişi de farklı olmalıydı diye geçiriyorum içimden…
Hakiki güzelliklerin sonsuz olduğu yerde kavuşabilmek niyazıyla, cennet olsun sana mekân…

  BU MAKALEYİ SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNDE PAYLAŞ



  BU MAKALEYE SİZDE YORUMDA BULUNUN

Bu YAZI'ya yorum yapabilmek için Üye olmalısınız ...!

  BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
... Neslihan ...
Sonsuz Sevgi...

Yukarıdaki duygu yansıması yazının her cümlesini merakla, gözlerim dolu dolu okudum. Öyle içten öyle güzel yazmışsın ki, anlattıklarını hayalimde canlandırınca imrendim doğrusu. Tevekkeli değil seni O'na benzetişim. O'na böylesine hayran, bir dönemi O'nunla geçmiş, farkını anlamış birinde O'ndan birşeyler olması gayet doğal. Bir de senin gözünle O'nu okumak güzeldi. Teşekkürler Fatma AYDIN YENİ. Yüreğine, kalemine sağlık! Son cümlendeki duanın gerçek olması dileğiyle...

Hasan Beşer
OKUR-YAZAR

Bizde "okur-yazar" diye bir tabir vardır. Bu, genellikle okuma yazma bilenler için söylenir. Aslında okuma-yazmayı biliriz de hem okuma hem de yazma konusunda tembeliz! Hatta halk türkülerimizin birinde "Hem okudum hem de yazdım/Yalan dünya senden bezdim!" diyerek hayatta yapılabilecek işlerden en sonuncusunun okuma-yazma olduğu ima edilir! Çok şükür bu durum artık tersine döndü. Yeni kuşaklar artık okumaktan ziyade yazmayı seviyor! Cep telefonuyla mesaj yazıyor, MSN'den yazışarak haberleşiyor, çeşitli yazı sitelerine katkıda bulunuyor. Bir de okuma-yazma işini ciddiye alanlar var. İşte bu beni çok ama çok mutlu ediyor. Fatma Hanımın yazısını burada görünce işte bu duygularla bir solukta okudum. Tekniğiyle, üslubuyla akademik terbiyenin ürünü olan bu yazı, aynı zamanda gelecekle ilgili umutlarımızın kardelen çiçeğidir. Bu genç ve başarılı arkadaşlarımız birikimlerini bizlerle paylaştıkça inanıyorum ki açtıkları yoldan pek çok genç onları takip edecektir. Kolay gelsin; başarılar...


Arif Odabaş
Şiirden Gönüle Giden Yol
AsLi M KaRa
Parmaklarin Sessiz Cigliklari
Fatma AYDIN YENİ
Kırık kalem...
Hasan Beşer
GÖNÜL PENCERESİ
Mehmet Atar
Ozan Gözüyle Ozan Sözüyle
NİHAT İLİKCİOĞLU
DUYGULARIN ADRESİ
Sevim Aydin
Kalemim Kanayinca
Yasemin ÜNLÜ
Söz Yaşları

|Halil Aktas |"Bir Sevgi istiyorum"|

bocmon
meçhul
özk707
nazlıcan
sevinç
Y@ReNN__
ORTaNDaGI
çiğ damlası
hazan
a_bektas
KARDELEN - 816
Çanakkale Zaferi - 615
Blog Nedir? - 614
Mevlid Kandili Duası - 599
CANLI TV - 577


ANA SAYFA KİTAP DUNYASI ÖLÜMSÜZLER HABERLER DENEMELER HİKAYELER ŞİİRLER İLETİŞİM

(c) gonulvadisi.net, 2009. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece gonulvadisi.net'e aittir. Sitemizde yer alan şiir, hikaye, deneme, blog, makale, video vb tüm kaynakların telif hakları şair-yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Web Tasarım & Yazılım | DEFAULTWEB